Mavi şeritler halinde geçen dolmuşlara baktı,durdu. Aynıydı hepsinin
istikameti. Bir türlü kaldıramadı elini. Otobüsler geldi geçti
duraktan. İnsanların garip bakışları arasında binemedi. İsteyip,
istememesinden değil, sadece binemedi muhatap olmamak için. Elinde iki
ekmekle kaldı, durdu. Araba almaya karar verdi o anlarda. Gene
yapamayacağını düşünüp vazgeçti. Yürümeye başladı sadece bakmakla
yetineceğini anlayıp. 6 km yürüdü eve gelmek için. Ter içindeyken
hanımını öpemedi. Kızı geldi, ilgilenemedi. Uykusu tonlarca ağırlığıyla
üstüne çöktü. Yemek yemek istemediğini söyleyemeyeceği için uyumadı.
Eflatun saate baktı yemek vakti için. Nefret ederdi eflatundan, buna
rağmen severmiş gibi davrandı karısı onu alırken. Yemek hazır dedi
kızı. Yemekte hiçbir şey konuşulmadı. Hepsi birer metafordu: baba,
anne, çocuk. Bitince yemekleri televizyon karşısına geçip donuklaştılar
hep beraber. Yattılar rolleri gereği. Uyandılar setlerine gitmek için.
Baba işini bitirip dolmuş durağına hareket etti binemeyeceğini bile
bile.