6 Nisan 2015 Pazartesi

    9
      
       Ne kadar zor bişey yaşamak diye düşündü yatakta yatarken. Yarı çıplaktı ve yanında yatan kadına baktı kasıklarını öpemediği. Yerde yatan yarım şarap onu cezbetti, kalktı bir dikişte içti. Herhangi birşey hissetmediği biriyle yatmak hoşuna gitmemişti, sex hariç. Çoğu insanın istediği pozisyondaydı aslında ama asla kendi istediği durumda olamadığını fark etti. Kalktı bir an önce kalkması gerektiğini düşünüp, daha fazla düşünseydi ağlayacaktı çünkü. Kadın uyandı nereye diye sordu, işim var dedi. Hızlıca giyinip çıktı. Eryamanda olduğunu anladı sadece. Arabanın buralarda bi yerde olmadığına emindi. Otobüs durağı bulup kızılaya gitmeliydi. Mutlaka her durakta kızılaya giden bir otobüs vardır Ankara'da diye düşündü. Yürüdü uzunca bir süre. Daha fazla düşünmesine yol açtı bu ve ağladı. Hafif gözleri yaşlı insanların garip bakışları arasında kızılay otobüsüne bindi, arabasının kızılayda olduğundan emindi. Bir an önce oraya varması gerekiyordu. Otobüs hiç tanımadığı yerlerden geçerken daha da tiksindi tıkalı kaldığı bu şehirden. Dünyanın herhangi bir yerinde yaşayabilecek parası olan birinin bu iğrenç şehirde tıkılı kalması komiğine gitti. Kara komedi falan olurdu diye düşündü kıt zekasıyla.
        Arabayı bindi, geçtiği her duvarda oraya son hızla vurmayı düşündü. Olmaz diye bağırdı kendi kendine. Olmaz annem üzülür babam üzülür arkadaşlarım üzülür diye düşündü. Ama o üzülmez dedi. Arabada sessizce söyledi bunu ve tekrar ağladı. Hayat anlamlandıramadığı şeylerle dolmuştu ve bu onu çok yıpratıyordu. O ara arkadaşı aradı, hiçbir şey olmamış gibi konuştu onla. Ne kadar zordu rol yapmak. Evde durduğu her an rol yapmak zorundaydı. Evdeki hüzün daha da çıldırtıyordu onu. Zaten her gittiğinde de lensi de kaymış oluyordu.
     Eve vardı. Yukarı çıktı, annesiyle dersler hakkında konuştu. Kardeşleriyle dersleri hakkında konuştu ve odasına çekildi. Bu çift karakterliliğe iyice alışmıştı. Odasına geçti. Mazzy star albüm kapağı gibi mosmor olan odası belki de onu melankolikliğe itiyordu. Hayır! Çektiği saf bir acıydı ve tek biriyle alakalıydı. Kasıklarını öpemedi çünkü onun kasıkları geliyordu aklına. Onun başkasıyla yaptığı şeyler çıldırtıyordu onu ve aslında bu onun performansını uzatan birşeydi. Yatıp uyumayı denedi yapamadı, Kafasına sıkmak istedi yapamadı. Düşünmemek istedi gene yapamadı.

12 Temmuz 2014 Cumartesi



     Canım sıkkın sadece. O kadar basit ki bu. Basitliği ile insanı öldürebilecek kadar güçlü. Kelimelerin benden gitgide uzaklaştığını hissediyorum son zamanlarda. Doğru şeylerin olmadığı hissediyorum. Olamaz ya kendini bilmekten daha kötüsü. Ya da insanın kendine karşı herhangi bir beklentisi olmaması. Evet evet bu daha doğru oldu gibi. Hayır ben kendime karşı genellikle dürüst oldum. İğrenç, aşağılık olduğumu kabul ettim. Buradan; insan en çok kendini kandırır gibi saçma sapan geyiklere girmeyeceğim. Müptezel orospu çocuğu bir geyik o. Müptezel ile beraber orospu çocuğu gelmezse müptezel kelimesinin anlamını yitirdiğini hissediyorum. His sadece. Zorlanmak kelimesini her harfini götüme sokarcasına hissediyorum.
     Her şeyden kaçmak ne kadar muhteşem olurdu dimi? Be amına koduğumun çocukları kaçmak ne? Neyden nereye gideceksin? Aynı pisliğin seni daha az rahatsız edenini seçmenin seni rahatlatması gerizekalılığının bir örneği. Her yerin aynı pislikle, aynı yozlaşmışlıkla, insanı rahatsız eden ne kadar şey varsa onla donanmış olduğunu göremiyorsan senin kafana sıçayım. Kusura bakmayın kelimeler uzaklaşıyor demiştim ondandır bu agresifliğim.
     Selamlar,sevgiler ve saygılar ile.
                                                                                                                                  Ankara

6 Nisan 2013 Cumartesi


Evrendeki her şey kendi kendine dönerken, başlangıç noktaları ile bitiş noktaları farksızken, insanlardaki ilerleme hırsını anlayamıyorum.  

5 Ağustos 2012 Pazar

Söyleyememek

Mavi şeritler halinde geçen dolmuşlara baktı,durdu. Aynıydı hepsinin istikameti. Bir türlü kaldıramadı elini. Otobüsler geldi geçti duraktan. İnsanların garip bakışları arasında binemedi. İsteyip, istememesinden değil, sadece binemedi muhatap olmamak için. Elinde iki ekmekle kaldı, durdu. Araba almaya karar verdi o anlarda. Gene yapamayacağını düşünüp vazgeçti. Yürümeye başladı sadece bakmakla yetineceğini anlayıp. 6 km yürüdü eve gelmek için. Ter içindeyken hanımını öpemedi. Kızı geldi, ilgilenemedi. Uykusu tonlarca ağırlığıyla üstüne çöktü. Yemek yemek istemediğini söyleyemeyeceği için uyumadı. Eflatun saate baktı yemek vakti için. Nefret ederdi eflatundan, buna rağmen severmiş gibi davrandı karısı onu alırken. Yemek hazır dedi kızı. Yemekte hiçbir şey konuşulmadı. Hepsi birer metafordu: baba, anne, çocuk. Bitince yemekleri televizyon karşısına geçip donuklaştılar hep beraber. Yattılar rolleri gereği. Uyandılar setlerine gitmek için. Baba işini bitirip dolmuş durağına hareket etti binemeyeceğini bile bile.